Sıra Dışı Bir Polisiye Dizisi: The Killing

2013-02-16 02:17:00
Sıra Dışı Bir Polisiye Dizisi: The Killing |  görsel 1

Hazır söz dizilerden açılmışken; sizlerle bir dizinin daha bilgilerini paylaşmak isterim. Yalnız bu sefer yazıma konu edeceğim dizi yerli değil, yabancı bir yapım ve bu paylaşımın amacı da; diğerleri gibi bir dizi eleştirisi ya da bir soruna değinmek değil. Aksine kısa süre önce fark edip, iki sezonunu da bir çırpıda izlemiş olduğum bir diziyi sizlere tanıtmak ve tavsiye etmek. Eğer sizler de benim gibi, yabancı dizileri büyük bir ilgi ve zevkle takip eden güruhtansanız; bu yazı en çok sizleri ilgilendiriyor. Amerika'nın ünlü TV kanallarından AMC'nin; 2011 yılında yayınlamaya başladığı "The Killing" isimli suç-drama-polisiye dizisi; aslında son derece başarılı bir Danimarka televizyon dizisi "Forbrydelsen"in uyarlaması. Dizinin konusu; cinayete kurban giden, 17 yaşındaki genç bir kızın (Rosie Larsen) soruşturmasına dayanıyor. İlk sezon 13 bölümden oluşuyor. Seattle'da gerçekleşen bu cinayetin; polis soruşturması tabanlı konusu ayrıca üç farklı hikâyeyi daha barındırıyor: Dosyaya atanan dedektiflerin, maktulün ailesinin ve şüphelilerin hikâyesi. Şehirdeki siyasetçilerin de soruşturmaya dahil olmasıyla; olay iyice karışık bir hâl alıyor. Bölümler ilerledikçe; hiçbir şeyin kazara olmadığı, herkesin bir sırrının olduğu ve karakterler hayatlarına devam etmeye çalıştıkça; geçmişlerinin peşlerini bırakmayacağı su yüzüne çıkıyor. (Alıntıdır. Kaynak: http://www.dizi-mag.com/the-killing) ROSIE LARSEN'I KİM ÖLDÜRDÜ? Yani anlayacağınız ortada bir cinayet var ve dizinin ilk bölümünden itibaren aradığı şey ise; tek bir sorunun cevabı: Rosie Larsen'ı Kim Öldürdü? Neden özellikle bu diziden bahsetme gereği duydum? Çünkü kendine özgü anlatım tarzı,... Devamı

İntikam mı, Revenge mi?

2013-02-16 02:12:00
İntikam mı, Revenge mi? |  görsel 1

Bildiğiniz gibi senelerdir yerli dizilerimizde edebiyat klasikleri ve / veya eski Türk filmlerini yeniden ekrana uyarlama modası hüküm sürüyordu. Artık izleyicinin ilgisini çekecek türden uyarlamaların sonu mu geldiğindendir bilinmez, yapımcı ve senaristlerimiz son zamanlarda yabancı yapımlara daha bir ilgi gösterir oldu. Bunun eli - yüzü düzgün olarak tanımlayabileceğimiz en son örneği Suskunlar dizisiydi. Sleepers filminden esinlenilerek uyarlanan Suskunlar dizisi, geçen sene gündeme bomba gibi düşmüş, yüksek reytingler almış, sosyal paylaşım sitelerinde en çok konuşulan ve beğeni toplayan yapımlardan biri olmuştu. Ancak 2. sezonla birlikte dizi reytinglerde beklenmeyen biçimde büyük bir düşüş göstermiş ve yayından kaldırılmıştır. Şu anda devam eden ve reyting alan bazı yapımlara baktığımda Suskunlar'ın böyle bir sonu hak etmediğini düşünüyorum, ancak şunu da kabul etmek gerekiyor ki; bu dizinin konusu ilk sezonda bitmişti. Eğer tek sezonluk bir yapım olarak düşünülüp tadında bırakılsaydı; "efsane yerli diziler" arasındaki yerini alacaktı. Şu anda da prestijinden ve farklı duruşundan bir şey kaybetmiş değil elbette, ama kemik izleyici kitlesi de 2. sezondaki senaryonun, dizinin dokusunu bozduğundan şikâyetçiydi. Bence buradaki asıl sorun; bir sinema filminden birkaç sezonluk bir dizi film çıkarmaya çalışmaktı. Her neyse konumuz Suskunlar değil. Aylardır medyada "Beren Saat'in son dizisi" olarak reklamı yapılan "İntikam"; geçtiğimiz haftalarda yayın hayatına başladı. Dizinin takipçileri zaten biliyordur, ama bilmeyenler için de bir bilgilendirme yapmak gerekirse "İntikam" dizisi, Amerika'da halihazırda 2 senedir yayınlanmakta olan "Revenge" dizisinin yerli uyarlaması. Yaban... Devamı

Kayıp Şehir'i de Kaybetmeye Çeyrek Kala

2013-02-16 02:02:00
Kayıp Şehiri de Kaybetmeye Çeyrek Kala |  görsel 1

Uzun süredir yazmak istediğim, fakat bir süredir buna vakit bulamadığım için ancak şimdi kaleme alacağım bir konu var. Kayıp Şehir… Bu konuda yazmam için, bana haftalardır çok sayıda izleyiciden mesaj geliyor. Ben de sıkı bir Kayıp Şehir izleyicisi olarak, bana mesaj gönderen arkadaşlarla aynı dertten muzdarip olduğum için, uzun süredir ara verdiğim yazılarıma, bu konuyla start verme kararı aldım. Öncelikle izlemeyenler için genel bir tanıtım yapacak olursak; Kayıp Şehir dizisi yayın hayatına, Eylül 2012'de başlamıştır. Her Cuma akşamı Kanal D'de yayınlanmaya başlayan dizi; daha ilk bölümüyle hem reytinglerde üst sıraya yerleşmiş, hem de sosyal medyada fazlasıyla ses getirip, inanılmaz derecede beğeni alıp, ilgi odağı olmuştur. Kayıp Şehir'in konusunu, bilmeyenler için kısaca özetleyelim: "Kayıp Şehir; İstanbul’un arka sokaklarında yaşanan, yoksulluğun sebep olduğu insanlık trajedilerini, kadınların, çingenelerin, travestilerin, hatta siyahların uğradığı ayrımcılığı, işçi ile emekçi sorunlarını ve sokak çocuklarının şiddet dolu dünyasını farklı bir dille gözler önüne seriyor. Ve bütün bunların odak noktasında da, mahalleye yeni gelen Toptaş Ailesi yer alıyor." (Alıntıdır. Kaynak: http://www.kanald.com.tr/kayipsehir) Özetten de anlayacağınız üzere; şimdiye kadarki pek çok yerli yapımdan farklı olan konusu ve dokusu ile izleyicinin gönlünü daha ilk bölümden kazanmayı başaran Kayıp Şehir; giderek kemik kitlesini oluşturmuş ve kendine özgü karakterleri ile kısa sürede fenomen haline gelmiştir. Şimdi gelelim sorunumuza ve Kayıp Şehir sevenlerin mağduriyetine… Bu sezon çoğu dizisinden beklediğini bir türlü alamayan ve gün birinciliklerini ATV ve Star'a kaptıran Kanal D yöne... Devamı

Kuzey-Cemre Şahane (!) Peki Zeynep ile Barış'ın Suçu Ne?

2013-02-16 01:54:00
Kuzey-Cemre Şahane (!) Peki Zeynep ile Barış'ın Suçu Ne? |  görsel 1

Hayatımızı ciddi ciddi esir almış olan dizilerden uzun süredir bahsetmemiştim. Ancak özellikle bir dizi konusunda mail kutuma gelen şikâyetler ve benim de bu konuda şikâyet eden arkadaşlarla aynı görüşte olmam neticesinde; bu yazıyı kaleme almam farz oldu. Dizimizin adı Kuzey Güney efendim… Bu dizi başlangıçta çok büyük yankılar uyandıracak cinsten bir açılış yaparak yayın hayatına başlamış olmasına karşın, umduğunu reytinglerde bulamayınca defalarca ve defalarca senaryo ve karakterlerde kişilik değişimlerine giderek kendi saçmalama rekorunu kırmıştır. Konumuz iki erkek kardeş ve onların aynı kıza âşık olması üzerinden şekillenen bir hikâyeye dayanıyor. Ne kadar orjinal bir konu değil mi? Yine yengesine aşık bir adet Kıvanç Tatlıtuğ, yine aynı yapım şirketi, yine aynı senaristler… Yok canım, tabii ki bazı farklılıklar var. Behlül fazlasıyla kişiliksizdi, Kuzey ise bunu ağabeyine (yani Güney'e) yapmamak adına, kendini hapislere attı, oradan çıktı, kendini birçok kadının kollarına da attı. Ardında bir dolu üzgün ve gözü yaşlı genç hatun bıraktıktan sonra; sevdiği kadın (Cemre) olmadan yaşayamayacağına karar verdi. Gerçi kızı bir öptü, sonra utandı kaçtı ama olsun. Buna da alışır yakında. Ne de olsa öyle ya da böyle bu aşk yaşanacak. Toplum olarak; Kuzey'in vicdanının sesinin, ne kadar kuvvetli olduğuna emin olalım önce bir, sonra bu ikilinin yaşayacağı ilişkiyi onaylayacak kıvama da geleceğiz nasıl olsa… Hatta geldik bile. Benim bahsedeceğim mevzu aslında bu müthiş iki aşık (!) değil aslında, onların mağdur ettiği diğer karakterler… Efendim bu dizide Kuzey ve Cemre ikilisi dışında her karakter, her türlü harcanabilme potansiyeline sahiptir, zaten diğer karakterlerin var oluş nedenleri de her daim bu iki kişiye ve onların aşkı... Devamı

Şaka; Oldu Mu Sonunda K...

2012-12-16 04:13:00
Şaka; Oldu Mu Sonunda K... |  görsel 1

Sonunda bu da oldu işte! Öncelikle size yazacağım konuyla ilgili olan haberi kısaca özetlemek istiyorum. Cambridge Düşesi Kate’in hamileliğiyle ilgili geçirdiği rahatsızlık üzerine tedavi gördüğü hastanede çalışan hemşireye, Avustralya'lı 2 radyocunun yaptığı şaka; ölümle (intiharla) sonuçlandı. 2 çocuk annesi hemşire Jacintha Saldanha (46), ölü bulunmadan 3 gün önce Kraliçe 2. Elizabeth ve Prens Charles olduklarını söyleyerek telefonda Düşes Kate’in durumunu öğrenmek isteyen Avustralyalı radyoculara, gizli bilgiler vermişti. Daha sonra kendisine şaka yapıldığını öğrenen hemşire Saldanha; bu durumu hemen hastane yönetimine bildirmiş ve konu İngiltere'nin gündemine oturmuştu. Birkaç gün önce cesedi bulunan hemşirenin ölümünden sorumlu tutulan Mel Greig ve Michael Christian adlı DJ’lere tepki her gün artarak büyüyor.Çünkü Saldanha'nın; şaka kurbanı olduğuna inanan sayısız kişi, sosyal medyadan bu 2 radyocuyu eleştiri yağmuruna tuttu. DJ’lerin işine son verilmedi, sadece sosyal medya üzerinden büyüyen öfke ve tepkiler ile İngiltere'de bu konunun diplomatik kriz yaratmaya kadar gitmesi sonucunda, radyo sahibi Rhys Holleran tarafından programları yayından kaldırıldı. Şu sıralar bu 2 radyocu hem TV hem radyo kanalları hem de sosyal medya üzerinden sürekli olarak bu konuda ne kadar üzüldüklerini, ağladıklarını, kendilerini suçlu hissetiklerini söyleyip duruyorlar. Özür üstüne özür diliyorlar, kendilerini ifade etmenin bin türlü yolunu arıyorlar. Ama neye fayda? Giden gitti. Tabii ölüm nedeni kesin olarak açıklanmadan böyle kesin yargılarda bulunmak çok da doğru değil. Ama böyle bir tesadüf de ... Devamı

Hülya Görünse de Kral, O Ses 'Mustafa Sandal'

2012-12-16 04:06:00
Hülya Görünse de Kral, O Ses 'Mustafa Sandal' |  görsel 1

Hazır söz O Ses Türkiye'den açılmışken ve bu yarışma ile ilgili 2. yazımı da taze yayınlamışken, hiç ara vermeden bir yazı daha yazmak istiyorum. Çünkü bu konuları ertelersem, daha sonra yazmamın bir anlamı kalmayacak. O Ses Türkiye hakkında değinmek istediğim 2 mesele daha var. Birincisi Hülya Avşar, ikincisi Mustafa Sandal ile ilgili. Bu yarışmayı izleyen herkes biliyor ki; bu program bir formattan ibaret. Aslında bu bir yarışma değil, şov programı… Her ne kadar oraya katılan ve hâlâ katılmak için sıra bekleyen heyecanlı yarışmacı adayları için bu program çok daha başka anlamlar taşıyor olsa da, maalesef ki gerçek bundan ibaret. Geçen sene yapılan O Ses Türkiye'de o kadar muazzam sesler yarıştı ki, ben sırf bu müzik şöleni için yarışmayı takip ettim. Peki, şu anda kaç kişi geçen sene katılmış olan yarışmacıların isimlerini hatırlıyor? Hatırlıyorsa bile kaç tanesini hatırlıyor? Bu yarışma en çok jüri üyelerine yaramıştır. Bunu kabul edelim. Jüri üyelerinin her biri şöhretini bu program sayesinde cilalamış, ününe ün katmış, bir dolu reklam, proje teklifleri ile ödüllendirilmiştir. Buna diyecek bir sözümüz olamaz. Çünkü hepimiz bunun böyle olduğunu biliyoruz ve yine de izliyoruz. O nedenle bu konuda çok fazla şikâyetçi olmamız da, sadece bizim kendi çelişkimizi gözler önüne serer. Hadiseve Murat Boz; kendilerini bu program sayesinde çok daha büyük bir kitleye tanıtmış ve haklarında oluşan ön yargıları da bu sayede kırmışlardır. Ben de izlerken aynen böyle hissediyorum. Mesela bu program sayesinde aslında Hadise'yi hiç tanımadığımı anladım, kendisi hakkında çok fazla fikrim olmasa da, aklıma onun bu kadar sempatik, esprili, du... Devamı

'O Ses'i Affetmediler

2012-12-16 04:00:00
'O Ses'i Affetmediler |  görsel 1

Hatırlarsanız bir önceki yazımda (28.11.2012) O Ses Türkiye'de yarışmaya katılan bir yarışmacıdan, Filiz Aydın'dan ve kendisinin; yarışmada (26.11.2012) Hadise tarafından seçildikten sonra sergilediği abartılı ve rahatsız edici davranışlardan söz etmiştim. Önce mütevazi bir tutum sergileyip, ardından kendini kaybedip şov yapmaya başlaması fazlasıyla dikkat çekmişti. Jüri üyeleri bile neye uğradığını şaşırmışlardı. Ancak yarışmacının kendince yaptığı bu hamlenin, onun yarışmadaki akıbetini de belirleyeceği gün gibi ortadaydı. Ve beklenen oldu. Filiz Aydın; o yayından sonra çıktığı ve ikinci performansını 2 yarışmacı ile birlikte sergilediği düelloda Hadise tarafından elendi. Geçtiğimiz Pazartesi akşamı (10.12.2012) düelloya 3 kişi olarak çıkan Filiz Aydın, Mehmet Bilgi ve Samet Nohut; sözü - müziği Tarkan'a ait olan ve Bülent Ersoy tarafından seslendirilen "Kor" adlı şarkıyı düet eşliğinde söylediler. Performansları o kadar beğenildi ki; bütün jüri üyeleri hayretler içinde kaldı, Hadise ve Murat Boz adayları ayakta alkışladı ve jüri üyeleri ile Acun seçimin çok zor olacağı konusunda hem fikir olunca, aynı performansı bir daha dinlemeyi istediler. Filiz - Samet - Mehmet üçlüsü de "Kor" şarkısını bir kez daha seslendirdi. Sonrasında ise eleme konusundaki kararını almak için Hadise'ye söz verildi. Bu arada bu 3 yarışmacı şarkıyı seslendirdikten sonra, Hadise ile Filiz Aydın arasında geçen konuşma dikkat çekiciydi. Hadise; eleyeceği isimleri söylemeden önce; Filiz Aydın'ın söz konusu programdan sonra kendisine gelerek, binlerce kez özür dilediğini, aslında onun çok tatlı bir insan olduğunu, kendisini yanlış yansıttığını ve onun samimiyetine inandığını söyledi. Hadise: "Fili... Devamı

"Dahiliğin mutlak bir sınırı vardır; aptallığın asla."[Einstein]

2012-12-05 10:57:00
Dahiliğin mutlak bir sınırı vardır; aptallığın asla.[Einstein] |  görsel 1

"Dahiliğin mutlak bir sınırı vardır; aptallığın asla." [Einstein]  Devamı

"Akıllılar hep kuşku içindeyken; aptallar..."

2012-12-05 10:54:00
Akıllılar hep kuşku içindeyken; aptallar... |  görsel 1

"Akıllılar hep kuşku içindeyken; aptallar küstahça kendinden emindir..." [Bertrand Russell]  Devamı

"Hoşgörünüzü tutumlu kullanın. Çünkü...."

2012-12-05 10:52:00
Hoşgörünüzü tutumlu kullanın. Çünkü.... |  görsel 1

"Hoşgörünüzü tutumlu kullanın. Çünkü ona muhtaç olanların sayısı çok fazladır." [François-René de Chateaubriand]  Devamı